6 Mart 2025 Perşembe

SADAKATSİZ GİRİŞ

 


Çok gülen biri değildim ama gülmeyi severdim. Çok gezen biri değildim ama gittiğim yerden keyif alırdım. Çok yiyen biri değildim ama sevdiğim şeyler söz konusu olunca porsiyonun bir önemi kalmazdı. Çok eleştiren biri değildim ama eleştirildiğim zaman kulak tıkamazdım. Çok izleyen biriydim ama müdahale etmezdim. Çok seven biriydim, evet bu konuda sınırsız bir içtenlik içindeydim, doğayı, hayvanı insanın yaptığı mucizeleri, Allah’ın yarattığı kusursuzluğu çok severdim ama insanları severken iki kere düşünürdüm. Sanırım bu yüzden çok konuşan biri değildim ama konuşanları dinlemeyi sevdiğim için sanırım bu mesleği seçmiştim.

Ben kim miyim? Ecrin Çakıl, mesleğini sevmediği için ikinci defa üniversite okumaya karar vermiş eski Mühendis yeni Psikologdum. Uzmanlığımı alalı henüz bir hafta olmuştu. İnsanların beni not defteri, çöp kutusu ya da çeşmeden akan su yerine koymasına eğitime başladığım süreçlerde alışmıştım. Sanki ben herkesi dinmeye mecburmuşum gibi selam verdiğim herkes titlem yüzünden hikayesini anlatmaya başlar, sormadığım halde içselleştirir sonra da destek beklentisine girerdi. Bu durum zamanla beni mesafeli ve sınırları sert bir insan haline gelirdi.

“Ona dokunmadım ama biliyorum dokunmam için çok hevesliydi.”

Daldığım alemden başımı kaldırıp karşısındaki danışanıma baktım. Benden onay bekliyordu ama ben nerede tam olarak kopuş yaşadığımı bilmiyordum.

“Dinliyor musunuz Doktor Hanım?”

“Doktor değilim, terapistim,” dedim mekanik olarak ve ne yaptığımı fark edince omuzlarımı dikleştirip danışanımın yüzündeki şaşkınlığı silmek için seansa odaklandım.

“Sana nasıl bakıyordu?” dedim konuyu tekrar hatırlatması için yemleyerek, sorum onu hem heyecanlandırmış hem de korkutmuştu. Bana güvenip güvenmeme konusunda hala net değildi. “Gözlerini kırpmadan bakıyordu, bir an gözlerini kırpmadan,” dedi o ana geri dönerken, o konuşurken notlarıma baktım. O anlatmaya devam ederken, yeni notlar almaya başladım. İlk notum, Obsesyon Latince’de “obsidere” bunaltmak sözcüğünden gelen psikiyatrik bir rahatsızlıktı. Üvey kızını bilinci şekilde sıkıştırmaya, taciz etmeye ve sonucunda intihar etmeye kadar sürüklediğini kabul etmeyen Ali Rıza Çiçek, kendi benliğinde oluşturduğu dünyaya da kendini kendini haklı çıkarmaya girişmişti.

“Odasının kapısını aralık bırakıyor, ben evdeyken duşa giriyor, salonda oturduğum zaman gelip televizyon izliyordu. Bunların hepsi bana bir mesajdı.”

 Tedirgin etmek, sıkıştırmak, rahat vermemek, yanlış olduğunu bildiği halde kafasından atamadığı, mantık ve muhakeme ile uzaklaştıramadığı, arzu edilmediği halde saplantı halindeki fikirlerini inatla savunmaya devam ediyordu.

“Peki olay günü olanları hatırlamadığınıza emin misiniz? Sizin ona saldırdığınızı belirtmiş ifadesinde.”

Bu kez rol yapmıyordu, gözlerini bir noktaya dikerek düşündü, göz bebekleri normaldi ve bedensel tepkimesi yoktu. “Hatırlamıyorum, inanın hatırlamıyorum.”

“İsterseniz sizi hipnoza alabilirim.”

Hipnoz ile değişim ve iyileştirme istiyorsam, yaş geriletmesi yani regresyon vazgeçilmezim oluyordu. Güçlü bir teknik olduğunda genelde bu tür durumlarda bana yardımcı oluyordu.

“Peki kafamın içindeki her şeyi görecek misiniz?”

Korkuyla irkilmesi, rengindeki değişim ve belli etmemeye çalışa da dudaklarında beliren silik kıpırdanma tedirginliğini ele veriyordu. “Sizin izin vermediğin hiçbir alana giremem.”

“Kafamın içini görebilir misiniz diye sordum.”

“İzin verdiğiniz ölçüde evet,”

“Peki sınırlarımı çizebilir miyim bu süreçte,”

“Kontrol sizde olacak,” Omuzlarını düşürmesini, düşünceli rahatlamayla korktuğu gerçekle yüzleşmesini anlık geçirdiğini düşüyordu.

“Yapalım,”

Yerimden kalktım, gülümseyerek yanına gittim ve uzanmasını söyledim, tedirgindi ama şu anda güvenmek istiyor gibi duruyordu. Onu hipnoza alırken bedenini yavaş yavaş salınmasını izlemek her zamanki gibi belimi ağrıtmıştı çünkü dik durmak bazen yoruyordu. Kayıt cihazımın düğmesine bastım, kameranın ekranındaki sayaç ileri doğru saymaya başladı.

 Regresyonu seyretmek, yaşamak, oluşturmak her zaman keyif ve şaşkınlık verebilirdi, genelde danışanlarım uyguladığında insan zihninin gücüne ve yaratıcılığına şaşırır, sözcüklerini nasıl anlatacağını bilemezdi.

Gerçek bir regresyonda danışan, olayı aynen o an yaşıyormuş gibi deneyimlemesi genelde anlattıklarına tarafsız bakış açımızı genişletiyordu. Revivifikasyon (RVF) istediğim gibi ilerliyor, derinlere sakladığı her şeyi kayıt cihazıma döküyordu. Yeniden o an zihninde canlanıyordu. Bu, basit bir hatırlamadan farklı bir olaydı.

“Eve saat her zamanki gibi beşi geçerken geldi. Okul tuvaletlerini kullanmayı sevmezdi, çantasını kapının girişine fırlatıp koşarak lavaboya gitti. Yerdeki montunu ve çantasını aldım portmantoya koydum. Lavabodan rahatlamış olarak çıkarken beni görünce birden irkildi. Onu hiç taciz etmemiştim ya da rahatsız eden bir cümle kullanmamıştım ama içgüdüsel olarak uzak durmak isterdi. Tedirgin halde, “Annem yok mu?” diye sordu, arkamdan salona bakıyor gelmesini umarcasına yutkunuyordu.

Rahatlatmak için gülümsedim, arkamı dönerken “Aç mısın yemek var, annende birazdan gelir,” diyerek mutfağa yöneldim. Sesli soluk vermesini duyumsadım, “Annemi beklerim,” dedikten sonra odasına giden ayak seslerini duydum. Kapının girişinde biraz bekledim, sonra ani bir kararla odasına gittim. Kapısı uzun zamandır bozuktu, kapamıştı ama tekrar açıldığı için aralık kalmıştı. Üzerini çıkarıyordu. İçeri girdiğimde birden durdu, nasıl başarıyorsa bana tepki veriyor hissediyordu. Hızla arkasını döndü, okul gömleğiyle göğsünü kapamaya çalışarak, “Bi… bir sorun mu var?” diye sordu. Gülümseyerek kapıyı kapadım, gözleri irileşerek kapıya kaydı. Anahtarını çevirip anahtarı alınca omuzları hızla kalmaya sesli solamaya başladı. İlk çığlığına yetişemedim ama ikincisi ellerimde son buldu.”

Danışanın tüm süreci bitirip uyandırdığımda şaşkındı ve gergin ifadesi yüzünden okunuyordu, artık suçunu biliyordu. Pişmanlık gözlerinde bir an parladı, midem tiksintiyle doldu ve yüzüne hayali yumruk savurduğumu, yere yıkıldığı zaman tekmelediğimi anlık hayal ederek yerimden kalktım. Hipnoz, geçmişi hatırlama gücünü güçlendirirdi. Bu şekilde geçmişi çok kolay ve ayrıntılarıyla hatırlamaya (HA) hiperamnezi olurdu. Bu da çoğu zaman yararlı olabilirdi ama gerçek regresyon bu değildir. Hiperamnezi ve Revivifikasyon farklı iki durumdur. Yerimden sakince kalktım, bu senasın bittiğini gösteriyordu. Ceketini giyerken, “Haftaya geleyim mi?” diye sordu.

“Gelin mutlaka,” dedim, süreci iyileştirene ve güvenini kazanan kadar seansa devam etmeliydim. Birlikte dışarı çıktığımızda Nazlı telefonuyla oynuyordu.

“Perşembe saat 10.00 boştu değil mi?” diye sordum.

“Boş Ecrin Hanım,”

“Tamam artık dolu.”

Elini uzatan danışanımla tereddütsüz tokalaşırken her zamanki nezaketimle, “Kendinize iyi bakın,” dedim ve arkamı döndüm. Ben de insandım ve sinirlerimi toparlamak için kendimle baş başa kalmalıydım.



GİRİŞ BÖLÜMÜ YAZDIM KEYİFLE OKUYUN. DİĞER UYGULAMAYI HENÜZ ÇÖZEMEDİM, ÇÖZÜNCE TEKRAR GÜNDEME GETİRECEĞİM.GÖZÜM AĞRIYOR SİZDEN YORUM BEKLİYORUM KEYİFLE OKUYUN.

12 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel eğitici hayatın gerceği bir kitap bizi bekliyor haydi hayırlısı

    YanıtlaSil
  3. Bu hikayeden yine çok şeyler öğreneceğiz😍😍

    YanıtlaSil
  4. Hayırlı olsun yine bizi çok güzel bir kitap bekliyor yalnız o adamı boğmak istedim

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Hayırlı uğurlu olsun inşallah güzel bir giriş oldu🥰

    YanıtlaSil
  7. Hayırlı uğurlu olsun qguzel bir giriş geldi ..bizi bakalım nelere bekliyor hep birlikte izleyelim okuyalım

    YanıtlaSil
  8. Bu kitabı çok merak ettim şimdi. Ecrin gerçekten çok profesyonel davranmış ben olsam sanırım o adamı parcalardim

    YanıtlaSil
  9. Hayırlı olsun şimdiden.Bu mesleği yapan insanlar aldıkları her yükü nasıl taşıyorlar bu çok yorucu okurken birkez daha anladım zor bir meslek işinin hakkını vererek yapan lara helal olsun 🤗

    YanıtlaSil
  10. Ecrin okumayı hep istemiştim tıpkı sevdiğin bir çocuğun büyümesini izlemek gibi onun hayatını okumayı dört gözle bekliyorum ellerine sağlık yazarım🥰

    YanıtlaSil
  11. bu hiakyeyi çok merak ediyordum.emeğine sağlık

    YanıtlaSil
  12. emeğine ve yüreğine sağlık yazarcığım yine dolu dolu bir kitap daha ....

    YanıtlaSil